show

01 Ağustos 2013

BUT

Afilli bir adı yok ! Tarifini vereceğim yemeğin adı BUT. Kuzu budundan ya da koldan yapılan bir et yemeği.
Bazı yörelerde tandır diye adlandırılıyor. Sanırım benim bu tarifim tandırdan bir az farklı.
Annemin yemek davetlerinde sıkça yaptığı et yemeğidir. Bizim güneydoğu tarafında et fazlaca sevildiğinden baş tacı yemeklerimizden oluveriyor.:) Siz de özellikle et yemeklerini seviyorsanız oldukça kolay bu yemeği deneyin derim.
Tarifi ise şöyle;

MALZEMELER:

  • 1 adet kuzu Budu ( kolda olur )
  • 4-5 diş sarımsak
  • Karabiber ( tane karabiber de kullanabilirsiniz)
  • Tereyağı
  • Yeteri kadar Tuz
  • Yeteri kadar Su

Butu yıkadıktan sonra rast gele yerlerine derin çizikler atıp içine sarımsak ve karabiber koyun. Mümkün olduğunca derin kesin ki, içine yerleştirdiğiniz sarımsak ve karabiber kızartma sırasında çıkmasın. Butun arkalı önlü on yerine yakın kısmına bu işlemi uygulayın.


Büyükçe bir tencerede budu arkalı önlü önce yağsız olarak kızartın. 2-3 defa çevirmeniz yeterli olacaktır. 
Budun, tencerenize sığmayacağını düşünüyorsanız kasaptan kemik yerlerinde kırmasını isteyin.Tencereye yerleştirme ve kızartma esnasında size kolaylık sağlayacaktır.Ben çelik tencerede pişiriyorum. Sonra ki pişirme aşamasında kısık ateş kullandığım için daha iyi pişiyor.
Ön kızartmadan sonra tereyağını da koyup arkalı önlü iyice kızartın. Bu arada tereyağın çok yanmamasına dikkat edin. Önemli olan etin üzerindeki yağ tabakasının kızarmış olması. 
Eti kızarttıktan sonra üstünü geçecek kadar sıcak su ekleyip,altını kısarak yavaş yavaş pişmeye bırakın.Suyu eksildiğinde ekleme yapabilirsiniz. Pişmeye yakın tuzunu atın. Zamanınız varsa ocağınızın en küçük bölümüne alıp et lime lime oluncaya kadar pişirin. Bu da yaklaşık olarak 2 -2,5 saatinizi alır.
Suyu da oldukça lezzetli oluyor. Suyu ile birlikte geniş bir servis tabağına alın. İsterseniz yanına suyundan bulgur ya da pirinç pilavı da yapabilirsiniz.
Bu kadar uzun pişirmeye zamanım yok derseniz. Kızartma işleminden sonra düdüklü tencereye de alıp suyunun da ekledikten sonra pişirebilirsiniz.



Afiyet olsun.

EKŞİLİ SEMİZOTU SALATASI

Semiz otunu hemen hemen herkes sever. Değişik şekillerde soframızı renklendirir.:) Omega yönünden de oldukça zengin. Özellikle çiğ olarak tüketildiğinde.
İftar soframızda da çorbasından tutun da salatalarına varınca kadar  her çeşidini bulundurmaya çalışıyorum.Bu gün de özellikle sosu çok güzel olan bir salata tarifi vermek istiyorum. Şöyle ekşili,hafif acılı,ferah  bir salata.:)

MALZEMELER

  • 1 demet semizotu
  • 1 adet olgun domates
  • 1 adet sivri biber
  • 1 yemek kaşığı kuru nane ( silme)
  • 1 yemek kaşığı kuru reyhan (silme) 
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 diş sarımsak
  • 1,5 limon suyu (Aslında koruk suyu kullanılıyor. Varsa koruk suyu kullanın.) 
  • Tuz,Pul biber (ağız tadınıza göre ayarlayın)
  • Çay kaşığı ucuyla zerdeçal 
  • 2-3  kalıp buz
Semiz otlarını yıkayıp ayıklayın ve ufak ufak doğrayın. Sivri biberi de küçük küçük doğrayın.


Sosu hazırlamak için;
Önce rondaya 2 diş sarımsağı koyup bir defa çevirin.Üzerine kabukları soyulmuş domatesi dörde bölüp koyun. Üzerine kuru naneyi,reyhanı,tuzu, pul biberi, zeytin yağını, zerdaçalı ve limon suyunu ekleyip rondodan geçirin.İyice özdeleşmesi gerekli. Doğradığınız semizotu ve sivri biberin üzerine döküp karıştırın.

En üste buz kalıplarını koyun.İster kırık halde ister bütün olarak...Bu salatanın özelliği soğuk yeniyor olması.Salatayı önceden hazırlarsanız buzu, servis sırasında koyun.
 

Sağlıkla sıhhatle Afiyet olsun.

31 Temmuz 2013

PATLICANLI KEBAP ( Fırında)

Geçen gün iftara çok sevdiğimiz bir aileyi davet etmiştik. Eşimin sözü vardı. Patlıcanlı Kebap yapacağım size diye.. Aslı mangalda yapılan bu kebabı evde fırında yapalım dedi. Dedik de mangaldaki kadar patlıcanı iyi pişer mi (!) ... önceden bir deneme yapalım diye düşündük.Denedik; Tamam ,şimdi rahatlıkla misafirlerimize yapabiliriz.Yöresel yemeklerimizi arkadaşlarımıza yapmaktan büyük keyif alıyoruz ailece. :)

Buyurun Patlıcanlı Kebaba


  • 3-4 kilo kemer patlıcan
  • 2 kilo satır kıyması, yağlı olacak!
  • Tuz

Kemer patlıcanlar yaklaşık dört parmak genişliğinde kesilir.
Kıyma tuz ilavesi ile yoğurulur. Kıymalar köfte haline getirilirken elinizi su ile ıslatın.Yoksa, şekil vermekte zorlanabilirsiniz.
Fırın tepsisine patlıcan -köfte şeklinde dizilir.Mümkün olduğunca patlıcanları düz kesmeye çalışın.


Fırını önceden ısıtın. Kebapları dizdiğiniz tepsinin üzerine folyo ile kaplayın.150 C lik fırında 30-35 kadar pişirin. Köfteler suyunu salıp tekrar toparlanmasına yakın folyoyu kaldırarak ısıyı da 180 C ye çıkararak patlıcanların ve köftelerin iyice pişmesi sağlanmalı . (Benim fırınım alt-üst pişirenler den ).Piştikten sonra fırından çıkararak başka bir tepsi ile üzerini kapatın 3-5 dakika kadar terlemesi için bekletin.

Tabii patlıcanlı kebap yalnız yenmez.Yanında eşlik etmesi gereken Yeşil biber, domates  ve kuru soğan ve lavaş olmalıdır.
Yeşil biberleri közmatikte közledim. Domatesleri ise dörde bölüp çok az sıvı yağ bırakarak teflon tavada arkalı önlü kızarttım.
Lavaşınızın içine hepsinden bir parça koyup bir dürüm yaparsanız oooo Afiyet olsun. :)


Özellikle kolaj resim için; Seldacım,teşekkür ederim.

29 Temmuz 2013

YOĞURTLU UN ÇORBASI

Mübarek Ramazan ayında içinizi ferahlatacak,midenizi yormayacak bir çorba bu.Arkadaşım Beyhan İftar davetinde yapmıştı bizlere...Evdekiler de çok beğendiler.Eminim sizlerde beğeneceksiniz İnanın oldukça basit


MALZEMELERİ

  • 1 yemek kaşığı Tereyağı
  • 1 yemek kaşığı dolusu Un
  • 7-8 yemek kaşığı yoğurt
  • 1 yemek kaşığı Kuru Nane
  • Yoğurdu sulandıracak kadar su
  • Tuz
Önce tencereye tereyağını koyun.Tereyağ tam erimeden unu ekleyin  2-3 dakika kavurun hemen üzerine kuru naneyi de ilave edin. Yoğurdu derin bir kaseye alın. Koyu ayran kıvamına gelinceye kadar su ilave edip karıştırın. Tenceredeki un toplanmaya başlayınca yoğurdu yavaş yavaş ekleyip karıştırın.Tuzunu da ilave edin 10 dakika sonra çorbanız hazır.
Afiyet olsun.

MEYAN KÖKÜ ŞERBETİ

Diyarbakır'da Mübarek Ramazan ayında ve sıcak yaz mevsiminde meyan kökü şerbeti bardak bardak satılır, bol bol içilir.Sokak aralarında el arabalarında poşetlenmiş halde, çarşısında ise şerbetçilerin sırtlarındaki güğümler de  satılır. Büyüklerimiz bizi yalancı kola diye kandırırlar öyle içirirdiler. Keşke,bu tatları hiç unutmasak.
Diyarbakır' a yolunuz düşerse mutlaka bir tadına bakın. Bir şey kaybetmez aslında çok şey kazanırsınız :) ..Sağlık yönünden o kadar faydalı ki;

Meyan kökü, özü  ve şerbeti çok eski yıllardan beri kullanılmakta.Hem hekimler hem de halk tarafından çeşitli hastalıklarda kullanılmış.

  • Böbrek rahatsızlıklarının giderilmesinde idrar sökücü olup, böbrek ve idrar yollarındaki taşları düşürdüğü,
  • Her türlü öksürük ile bronşların temizlenmesinde, göğüs yumuşatıcı ve balgam sökücü olarak kullanıldığı,
  • Nefes darlığına iyi geldiği,
  • Sususuzluğu giderir, iştahı açar,vücuda serinlik ve zindelik veridiği,
  • Hazmı kolaylaştırdığı,bağırsakları rahatlattığı ve kabızlığı giderdiği,
  • Mide ile oniki parmak bağırsağındaki ülsere,gastrite ve zaafiyetine iyi geldiği

Kaynak :http://www.diyarnet.com/meyan-koku-serbeti-ava-suse.html da yazılmış.

Özellikle böbrek rahatsızlığına iyi geldiğini gözlerimle gördüm :)
Babamın İstanbul'da yaşayan bir arkadaşı eşi ile bizi ziyarete gelmişti. Tabii babam ve annem her türlü ikramı yapmak için dönüp duruyordu. Babam da arkadaşının meyan kökü şerbeti çok sevdiğini bildiği için çarşıdan bir poşet şerbet alıp gelmiş.Adamcağız bardak bardak içti tabii,akşamı bir sancı...bir sancı .Hastanelik olmuştu,böbrek taşı yerinden oynamıştı.Biz, misafirimizin o haline mi yanalım onların tatilimiz hastanelik oldu dediklerine mi yanalım bilemedik.:)
O yüzden dikkatli olmakta fayda var.Böyle bitkilerinde fazlası zararlı olabiliyor,abartmamak lazım.:=)
Geçen gün arkadaşımla Şerbet muhabbeti yaparken ben de var istersen getireyim. dedi. Sağolsun bir poşet dolusu getirmişti. Çok içmişliğim var ama hiç yapmadım, nasıl olacak dedim.Biz hep dışarıdan hazır alırız çünkü. Tarif etti bende yaptım. Ama çok güzel oldu. :)


Önce bir avuç dolusu meyan kökünü,tülbentten diktiğim küçük bir torbanın içine doldurdum.Çay başığı ucuyla karbonat ekleyin,ama bende yoktu ben bırakamadım.
Sonra bir sürahiye oda sıcaklığında su doldurdum. Çok doldurmayın ki, torbayı koyduğumuz da taşmasın.

Ağzını bağladım,Tamamen batmaması içinde sürahinin sapına iple bağladım.Buzdolabına koydum 6-7 saat kadar beklettim. Zaten kökü suya koyar koymaz renklenmeye başlıyor.Tadı önce su gibi gelir sonra boğazınızda garip bir tat bırakır.Alışkın olmadığınız bir lezzettir.

Soğuk soğuk için.Şifa olsun.